• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
16:36
Kemer'de lavanta turizmi başlıyor
15:56
Sürücülere kahve ikramı
15:36
Vertigo hastalığını yoga yaparak dengeledi
15:36
Göz hastalıkları tedavisinde ileri teknoloji lazer dönemi
14:36
Göksu Mahallesi'ne Aile Sağlığı Merkezi
14:36
Kanalizasyona düşen kedi kurtarıldı
14:32
Antalya Doğal Yaşam Parkı'nda tam donanımlı klinik hizmeti
14:24
Manda sayısı azaldı
14:24
CW Enerji, yerli ve milli üretim gücünü dünyaya tanıttı
14:12
Beton mikseri devrildi: 2 yaralı
11:00
Dere: Turizm otele sıkışırsa, bereket esnafa ulaşmaz
11:00
Sünnet Şöleni'ne başvurular 24 Temmuz'a kadar devam edecek
10:56
Bir haftada aranan 46 kişi yakalandı, 13'ü tutuklandı
10:52
Tarımın geleceği su, toprak ve iklim dengesine bağlı
10:12
Jandarmadan gümrük kaçağı ürün operasyonu
10:12
Alacak borç tartışmasında bıçaklandı hastanede kurtarılamadı
09:36
Tarlalar yangında kül oldu
09:28
Kırkpınar'ın Başpehlivanı Antalya Büyükşehir sporcusu Erkan Taş
09:28
Evin duvarı müştemilatın üzerine göçtü
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Emrah Üçöz
  3. "Yurt Açan Malazgirt'ten Yurt Kurtaran Büyük Taarruz'a"
Yayınlanma: 26 Ağustos 2024 - 11:21

"Yurt Açan Malazgirt'ten Yurt Kurtaran Büyük Taarruz'a"

26 Ağustos 2024 - 11:21
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Emrah Üçöz
Emrah Üçöz

Bugün 26 Ağustos 2024 Pazartesi. 26 Ağustos günü biz Türk’ler için ayrı bir öneme sahip.
26 Ağustos 1071, Yurt Açan Savaşı.
26 Ağustos 1922, Yurt Tutan Savaşı.
Birincisiyle “Anadolu” bizlere vatan olurken ikincisinin sonunda bu toprakların ebediyen “Türk Milleti’ne” ait olacağı herkese duyuruldu.
Her iki savaşın ortak noktası nedir biliyor musunuz?
Hemen söyleyeyim: Savaş sonunda düşman birliklerinin başkomutanlarının esir alınması.
Hatırlarsınız Malazgirt’te Diyojen, Büyük Taarruz’da ise Trikopis esir alınmıştı. Şimdi gelin bu esaretlerle ilgili satır aralarına gizlendiği için çok nadir dillendirilen ama aslında zaferler kadar önemli olduğunu düşündüğüm iki olayı anlatayım. Lütfen beni can kulağı ile dinleyin.
Yıl 1071.
26 Ağustos 1071.
Muharebe sona ermiş Bizans süvarisi darmadağın olmuştur. Malazgirt’in o yeşile belenmiş ovası kızıl kanlar içinde binlerce insan cesediyle dolmuştur. Uçsuz bucaksız düzlük adeta ceset tarlasını andırmaktadır… Yaralı kurtulanların iniltileri kulakları tırmalıyorken ulaklar bir haber duyurur: İmparator Diyojen kaçamamış Türk Bey’leri tarafından esir alınmıştır…
Bu haber hemen Sultan Alpaslan’a ulaştırılır.
Ertesi günün akşamüstü Dijoyen Sultan’ın huzuruna getirilir. Sultan Alpaslan, önünde diz çökmüş koskoca Bizans İmparatorunu yanında bulunan beylerinin şaşkın bakışları arasında ayağa kalkarak karşılar. Aslında ona çok kızgındır. İçi içini yiyordur fakat bağışlama erdemi onu frenlemektedir. Esir imparatora hakettiği gibi üst düzey devlet yöneticisine gösterdiği muameleyi gösterir. Onu incitmez bir kaç gün misafir eder. Sonraki günlerde de özel muhafızları eşliğinde can güvenliğini aldırarak İstanbul’a gönderir.
Tüm bunları nerden mi biliyoruz?
İmparatorun esir düşmesinden tutun da esareti sırasında ne tür muameleye maruz kaldığını hem Bizans, hem de Selçuklu kaynakları anı anına yazmıştır. İstisnasız hepsi Sultan Alparslan’ın Bizans imparatoruna karşı oldukça saygılı ve merhametli davrandığını belirtir. Mesela Bizans tarihçisi olan Attaleiattes sonraları Sultan’ın İmparator’u şu sözlerle karşıladığını yazacaktır: “Ey imparator, her şeyden önce fiziksel bir cezalandırma ile karşılaşmayacağını buna mukabil, kendi yüksek pozisyonun ile bağdaşır bir şekilde onurlandırılacağını bil…”
Ve bu olayın üzerinden tamı tamına 851 sene geçer…
26 Ağustos 1922 günü sabahın 05.30'unda Kocatepe’den Kızıltaş yamaçlarına yoğun bir topçu ateşi başlar. Bu ateş, İmparator Diyojen’in torunları tarafından esaret altına alınmak istenen hürriyet düşkünü Türkler’in isyan çığlığıdır…
Boyun eğdirmek isteyenlerle hürriyetini canı pahasına korumayı ideal edinenlerin çetin mücadelesi günlerce sürer… Sonuç: Milyonlarca ölüm ve yine milyonlarca acı…
Anadolu’nun batısı yangın yeri gibidir. Yunan bir yandan kaçıyor bir yandan da önüne çıkan ne varsa yakıp yıkıyordur. Göğem Köyü de nasibini almış tüm köy sararmış buğday tarlası gibi çatır çatır yanmıştır. Geriye kül olmuş evler ve köyün üstünde tüten cılız dumanlar kalmıştır. Bu sırada köyde bir manga asker görünür. Aralarında esir alınmış rütbeli askerler vardır. Sonu Cumhuriyete çıkacak olağanüstü mücadelenin ilk güzel haberi kısa zamanda yayılır. Tarihlerin 2 Eylül 1922’yi gösterdiği gün, istilacı Yunan orduları komutanı General Trikopis Türk cengâverlerince esir alınmıştır.
Bu haber Kuvayı Milliye ordu karargâhına çabucak iletilir. Ve haberden günler sonra da esir komutan Trikopis karargâha getirilerek Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkartılır. Herkesin sus pus olduğu, Paşa’nın neler söyleyeceğini merakla beklediği anda Gazi onu şu sözleriyle karşılar: “Üzülmeyin general, siz görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştu. Size karşı büyük hürmet besliyoruz. Burada misafirimizsiniz. Buyurun istirahat edin, yakında her şey düzelecektir…”
Paşa dediği gibi de yapar. Onu misafirler gibi, bize yakışan şekilde bir yıla yakın Kayseri/Talas'taki askeri kampta konuk eder. Bir ara güvenlik nedeniyle Kırşehir’e sevk ettirir. Hatta Kırşehir'deki kampta kaldığı süre boyunca emrine bir de doktor yaver bile verir. Daha sonra da savaşın sonuçları soğumaya başlayınca diğer esirlerle birlikte sağ olarak Yunanistan'a gitmesini sağlar…
Dostlar bu iki olayı şundan dolayı anlattım: Zaferler sadece düşmanı silah gücüyle yenmekle başarılamaz. Zaferi büyük yapan yanına konulan böyle asırlar geçmiş olsa da unutulmayacak erdemli davranışlar ve diğer kahramanlıklardır. Tıpkı Sultan Alpaslan’ın Diyojen’e karşı takındığı tavır gibi ya da Gazi’nin Trikopis’i konuk edip ona nerede hata yaptığına dair telkinlerde bulunması gibi…
Bazı devlet yöneticilerimiz aldıkları politik kararlarla tarihin her anında milletinin aynası olmayı başarabilmiştir. Sultan Alpaslan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunun en büyük ve önemli örnekleridir. Onlar gibi üstün yeteneklere sahip liderler önüne düştüğü Türk Milleti’nin bileğinin savaş meydanında kolay kolay bükülemeyeceği mesajını vermekle kalmamış; kadim kültürümüz bir parçası olan savaşın saygınlığını da korumuşlardır. Onlara göre savaş sona ermiş ise esaretin altındaki düşman artık ağırlanması gereken bir konuktan başka hiçbir şey değildir. Bu düşünce yüksek Türk Kültürü’nün bir sonucudur. Yukarıda anlattığım bu diyalogların  tüm dünya milletlerinin savaş esirlerine karşı bakış açısını da değiştirdiğini düşünenlerdenim.
Ve diyorum ki 26 Ağustos’lara Sultan Alpaslan ve Gazi Mustafa Kemal gözüyle bakmalı ve kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştirmenin hiçkimseye faydası olmayacağının bilincine varmalıyız. 26 Ağustos’u; Malazgirt diye Göğem diye ikiye ayırmamalıyız. Karşında duranın savaş meydanında bozguna uğrattığın düşmanın bile olsa, ona karşı hoşgörülü olma erdemini gösterebilmeliyiz. Çünkü tarih de biziz, Alpaslan da, Gazi de…
Varoluş günümüz kutlu olsun…

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • «ÖSYM: Önce Soru Yazabilme Meziyeti» - 06 Temmuz 2026
  • «Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Çilesi» - 09 Ekim 2025
  • «Ahilik Haftası» - 25 Eylül 2025
  • «Futbolun Toplum Üzerindeki Etkisi» - 02 Eylül 2025
  • «Toplumun Aynası» - 25 Ağustos 2025
  • «"Biz Büyük Bir Aileyiz" Yalanı» - 13 Ağustos 2025
  • "Sofralarımızdaki Zehir: Pestisit" - 04 Mayıs 2025
  • «Sınıf penceresine asılan al yıldızlı bayrağın gururu: 23 Nisan» - 24 Nisan 2025
  • «Çeşme» - 06 Nisan 2025
  • "Trafikte saygılı davranan tüm taksicilere selam olsun" - 17 Mart 2025
  • «Schadenfreude: Kötüzevk» - 16 Aralık 2024
  • "Neden bu hale geldik?" - 16 Kasım 2024
  • "Yoksa kayıkçılar kavga mı ediyor?" - 24 Ekim 2024
  • "Geçmişe Özlem Duymak!" - 16 Ekim 2024
  • Trafikteki Motosikletler! - 30 Eylül 2024
  • "Haydi Türkiye! Kulak Verelim Bu Sese!" - 06 Eylül 2024
  • "Tarih kimin haklı olduğunu ileride yazacak!" - 19 Ağustos 2024
  • "İnsanca Yaşamak Nedir?" - 12 Ağustos 2024
  • "Gelecek Kaygısının Eğitim ve Ekonomi Üzerindeki Etkisi" - 05 Ağustos 2024
  • "İyi Seyirler Türkiye!" - 23 Temmuz 2024
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Emrah Üçöz
Emrah Üçöz
«ÖSYM: Önce Soru Yazabilme Meziyeti»
Emrullah Zorlu
Emrullah Zorlu
Kûtü'l-Amâre'nin Size Anlatılmayanları?
Mustafa Zihni TUNCA
Mustafa Zihni TUNCA
KARAALİOĞLU MESCİDİ
Av Ömer Emrullah Bozer
Av Ömer Emrullah Bozer
YAŞAMA HAKKI
Hidayet Gültekin
Hidayet Gültekin
SEÇİLMİŞLER VE ATANMIŞLAR 
Çok Okunan Haberler
Denizin en sevilen kahramanına özel doğum günü
Denizin en sevilen kahramanına özel doğum günü
Karısını banyoda ölü buldu
Karısını banyoda ölü buldu
Minik öğrencilerden öğretmenlerine moral ziyareti
Minik öğrencilerden öğretmenlerine moral ziyareti
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.