İnsan geride bıraktığı tatlı anıları hatırlayınca, eski bir arkadaşını anmak ve hafifçe gülümsemek istiyor. Bu sanırım geçmişe duyduğu özlemin etkisinden kaynaklansa gerek. Mutluluğu geçmişinde arıyor.
Bazen siyah beyaz bir fotoğraf karesinde görebiliyor aradığı mutluluğu. Bazen bir çift eski ayakkabının sevdasında…
Çocukluğunda eliyle beslediğin sahipsiz kedinin masum bakışlarında aradığı da oluyor nefesi kesilinceye kadar koşuşturduğu sokaklarda da…
Annelerin öfkeyle şefkati arasına sıkışan halinde bulmak istiyor kimi zaman. Bazen de baba kokusunda…
Sararmış eski bir kitabın sayfaları arasına bırakılan güllerde de aradığı oluyor salı pazarında da…
Küçük bir çocukken derelerde yüzme olarak çıkıyor karşısına, bazen asla geri gelmeyecek günler olarak çıkıyor karşısına ve o günleri hatırladıkça geleceğe küsmek olarak da kendini gösterdiği oluyor.
Güneşli bir günün sabahında evin her tarafına yayılan taze çöreklerin kokusu da olabiliyor, gözünü ovuştura ovuştura söylenmek de..
Dingil bir zihin,
Kırılmayan küçük bir kalp,
Tilkilerin dolaşmadığı kafalardır aslında geçmişe duyulan özlemle gelen mutluluk.
Asfaltta top oynarken düştüğün anda kanayan diz,
O topun peşinden koşuyorken haykırdığın futbolcunun ta kendisidir asıl mutluluk.
Belki de tüm köyün korktuğu çoban köpeği,
Ve belki de onun karşısına geçebilecek kadar cesur olunan korkulardır.
Peşinden koşulan hayallerin kendisi olmayacak da başka ne olacak Allah aşkına!
Şarkı oluyor; Ferdi Tayfur’un dilinden,
Müslüm Gürses’in sesinden…
Geçmişe olan özlemi özleyebilmek derler bazen ona,
Kimine göre gereksiz,
Kimine göre yaşayamamanın adı,
Kimine göre ise bu günün hoşnutsuzluğu…
Aslında sorumsuz özgürlüğü arayışın ta kendisidir görebilene…
Geleceğin her şeyi kirlettiği şu dönemde geçmişe olan özlemin bende dile gelmiş halini paylaşmak istedim bu hafta. Geride kalan mutlu hatıraları içinde barındıran günlerimiz umarım gelenleri daha da aratmaz.
Özlemlerle dolu kalın…






Karla kaplı yoncalıklarda, naylon poşet bağlanmış ayaklarla futbol oynamaktır mutluluk..