Takip ettiniz mi bilemiyorum? Geçenlerde Antalya’da da artık sorun olmaya başlayan motosiklet satış ve tescil sayılarını içeren TÜİK verileri açıklandı. Trafiğe kayıtlı motosiklet sayısında anormal derecede artış olmuş. Bunun elbette birden çok sebebi vardır ve başında da sanırım ekonomi geliyor. Tahmin edebiliyorum. Ayrıca insanları da anlamaya çalışıyorum. Ne yapsınlar? Ulaşım maliyetleri yerinde durmuyor ki! Maliyetler her geçen gün vatandaş aleyhine artınca; artık insanlar işlerine motorla gider oldular. Hatta okullara bile motorla giden gençler var. Haftasonu gezmeleri dersen öyle…Yollarda sizlerde görüyorsunuzdur. Üçer, dörder kişilik aileler motosiklet üzerinde. Önde baba, en arkada anne, araya sıkışmış çocuk ya da çocuklar… Ben bu görüntüyle karşılaşınca bir adım öte atıyorum. Maazallah ne olur ne olmaz! Eee tabi bir de kurye gerçeği var. Vızır vızır akıyor mübarekler.
Hal böyle olunca motosiklet satışları patlamasın da ne yapsın?
2015'te 165 bin 127 motosikletin trafiğe kaydı yapılırken 2024 yılında henüz yıl bitmemişken beş milyonu bulmuş. Yani anlayacağınız 10 yılda neredeyse otuz kat artış olmuş. Bunun hemen hemen yarım milyona yakını Antalya’daymış.
Hay maşallah diyesi geliyor insanın!
Sayı fazla mı; bilmem. Zaten takılmıyorum da. Ben motor kullanan bazı arkadaşların sınırsız hoyratlığına takıldım kaldım. Adamlar trafik mırafik dinlemiyor. Adeta alt üst ediyorlar.
Sabahın köründe düştüğümüz yollarda, akşam iş çıkışlarında trafikte geçirilen zaman arttıkça yaşananlar garip bir keşmekeş oluyor sanki. Sağdan soldan fütursuzca çıkanlar…Kornolarla birbirlerine hakaret edenler…Küfürlerin bini bin para… Tüm bunlara bir de kural tanımayan bazı motor kullanıcıları eklenince trafik kurallara uyanlar için çileye dönüşüyor. Lafım kurallara uyan kendini bilen vatandaşa değil. Hatta onlara diğerlerine örnek oldukları için teşekkür bile ediyorum. Motor kullanan duyarlı yurttaşları tenzih edip; kuralsız hırbo kılıklı, hapishane kaçkını tiplere birkaç sorum olacak!
Küçücük motorun üstünde kask olmadan üç/dört kişinin ne işi var Allah aşkına?
Egzoz susturucusunu neden sökersin mesela? Çıkan o gürültüden ne tür bi haz alırsın anlamak mümkün değil?
Ya da yeşil ışığı neden beklemezsin? Aniden çıktığın yolda ya (Allah korusun) biriyle kafa kafaya çarpışırsa ne olacak? Sadece işine gitmek için yola çıkan birinin başına bela olsan bunun sorumlusu kim olacak arkadaş? Ananı babanı da düşünmezsin?
Birçok kuralsızlığın eminim sizlerde içindesiniz. Günlük yaşamımızın artık parçası olmuş gibi. İşin kötü yanı ne biliyor musunuz? Tüm bu kuralsızlıkları çaresizce izliyor olmamız. Çaresiziz, çünkü vatandaş olarak pek de yapabileceğimiz bir şey yok. Uyarmaktan başka… Onu yapabilmek bile cesaret istiyor. Çünkü insanlar korkuyor. Kim olduğunu bilmediği birilerini uyarmak bilmem ama şu dönemde biraz garipsenir mi? Akşam haber bültenlerinin böyle ıvır zıvır sebeplere dayalı ölüm ve yaralama haberleriyle dolu olduğu dönemde ne idüğü belirsiz bir sürü suç makinası insanın denetimli serbestlik adı altında aramızda dolaşıyor olması gerçeği duruyorken trafiği alt üst eden motosiklet sürücüsünü uyarmak mı? Bilemedim şimdi.
O zaman iş devlete düşüyor. Devlet tüm organlarıyla denetimlerini artırmalı. Polisimizin, askerimizin bu kuralsızlığa göz açtırmaması için ne gerekiyorsa yapılmalı. Vatandaş olarak beklentim bu yönde. Umarım gerçekleşir. Şimdiden önlemler alınmazsa sorunun katlanarak büyüyeceğini düşüyor herkese içinde taze umutların barındığı yeni bir hafta diliyorum.





