“Trafikte saygılı davranan tüm taksicilere selam olsun”
Gün geçmiyor ki kendinibilmez bir taksicinin adının karıştığı yeni bir olayla karşı karşıya gelmeyelim. Kazalar, kavgalar, hakaretler… Sonu adliyelerde biten ve artık sıradan olan olayları televizyonlardan şaşkınlıkla izliyoruz.
Ben kendi adıma söylüyorum bu gibi insanlar sayesinde artık trafiğe çıkmaya korkuyorum. Bir yandan bazı taksiler, bir yandan motosikletliler, bir yandan bazı özel halk otobüsleri derken başıma nereden neyin geleceğini kestirememek beni artık ürkütüyor. Bazı taksiciler “yollar sadece benim” der gibi davranıyor. Bazıları çok saygısız. Bazıları kurallara uymuyor. Bazıları ise külhanbeyi gibi el kol hareketi çekiyor… Trafik akıyorken başkalarını sıkıştıranlar, arkadan selektör çekerek hızla gelenler, ışıklara riayet etmeyenler ve tek yön yolda ters yönden gelenler… Felaket ötesi bir durum. Birkaç kuruş fazla para kazanacağım diye diğer insanların canını ve malını riske atmalarının izah edilebilir bir yanı yok.
Sosyal medya bunlardan şikâyet edenlerle dolu:
Fazla para ödediğini söyleyenler, kısa mesafe olduğu için alınmayanlar, araç içinde saygısızca davrandığını iddia edenler, küfür yiyenler falan filan…
Bu ne arkadaş?
Bu nasıl bir aymazlıktır böyle anlamış değilim. Resmen kötülük saçan bu arkadaşlara kim ‘dur’ diyecek çok merak ediyorum.
Bir başkasına yapılan saygısızlığı asla bireysel olarak algılamayalım arkadaşlar. “Banane” diyerek sırtımızı dönmeyelim. Çünkü sorun bireysel olmaktan çok toplumsal düzeye ulaştı. Sisteme ciddi boyutlarda güvensizlik hakim. Bu güvenin tekrar kazanılmasında her bir bireye, hem taksici esnaflarına hem de vatandaşa ve en önemlisi devlete sorumluluklar düşüyor. Herkes sorumluluğunun farkına varıp ona göre gardını alırsa sorun ancak çözülebilir. Yoksa hepimiz kaybetmeye devam edeceğiz.
Her sektörde olduğu gibi, taksiciler içinde de işini doğru ve dürüstçe yapanlar olduğunu biliyorum. Onlara buradan selam olsun. Onları diğerlerinden ayırmalı, saygı göstermeli ve sonuna kadar desteklemeyiz. Biz vatandaş olarak sorunun çözümü noktasında ancak bunu yapabiliriz.
Devletin yapması gereken ilk şey ise özellikle büyükşehirlerde caddelerin ve sokakların sahibiymiş gibi davranan, kuralları hiçe sayan, uyaranlara da el kol hareket çeken, şehir eşkiyalarının kulağını mutlaka çekmek olmalı. Kuralları bile isteğe fütursuzca ihlal etmelerinin ardında bizlerin bilmediği başka şeyler olup olmadığını araştırmalı, kural ihlali yapabilme gücünü nereden aldıklarını öğrenmeli ve buna göre yaptırımı ağır olacak yeni kurallar koymalıdır.
Taksi esnafına düşen sorumluluk ise, içlerindeki iyiyi ve kötüyü kendilerinin ayırabileceği hukuksal bir mekanizma geliştirmektir. Bu mekanizma sayesinde etrafa kötülük saçanlar, insanları huzursuz edenler ve kurallara uymayanlar sistemin dışına itilebilir, işini saygılı bir şekilde yapan emekçilerin önü de açılabilir. Böylelikle kötülerin temizlendiği, artık isteyen herkesin taksi direksiyonuna oturamadığı, esasında insana değer veren bu güzelim mesleğin ölmediği güzel günleri hep birlikte görebiliriz.
Yazımı eskiyi anımsatarak bitirmek istiyorum.





