• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
16:36
Kemer'de lavanta turizmi başlıyor
15:56
Sürücülere kahve ikramı
15:36
Vertigo hastalığını yoga yaparak dengeledi
15:36
Göz hastalıkları tedavisinde ileri teknoloji lazer dönemi
14:36
Göksu Mahallesi'ne Aile Sağlığı Merkezi
14:36
Kanalizasyona düşen kedi kurtarıldı
14:32
Antalya Doğal Yaşam Parkı'nda tam donanımlı klinik hizmeti
14:24
Manda sayısı azaldı
14:24
CW Enerji, yerli ve milli üretim gücünü dünyaya tanıttı
14:12
Beton mikseri devrildi: 2 yaralı
11:00
Dere: Turizm otele sıkışırsa, bereket esnafa ulaşmaz
11:00
Sünnet Şöleni'ne başvurular 24 Temmuz'a kadar devam edecek
10:56
Bir haftada aranan 46 kişi yakalandı, 13'ü tutuklandı
10:52
Tarımın geleceği su, toprak ve iklim dengesine bağlı
10:12
Jandarmadan gümrük kaçağı ürün operasyonu
10:12
Alacak borç tartışmasında bıçaklandı hastanede kurtarılamadı
09:36
Tarlalar yangında kül oldu
09:28
Kırkpınar'ın Başpehlivanı Antalya Büyükşehir sporcusu Erkan Taş
09:28
Evin duvarı müştemilatın üzerine göçtü
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Emrah Üçöz
  3. "Futbol Milli Takımımız ve Liyakat"
Yayınlanma: 12 Temmuz 2024 - 18:28

"Futbol Milli Takımımız ve Liyakat"

12 Temmuz 2024 - 18:28
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Emrah Üçöz
Emrah Üçöz

Merhaba sevgili dostlar, 
Malum Avrupa Futbol Şampiyonasında sona gelindi. Pazar günü İspanya-İngiltere finali oynanacak ve kupa nihayet sahibini bulacak. Oyun bu iyi oynayan kazansın. Benim derdim final maçı yada kupa falan değil. Derdim liyakat. Etkili olur umuduyla dilim döndüğünce, her ortamda “liyakat” diye haykıran birisiyim. İbrahim Peygamber'e su taşıyan karınca misali, niyetim belli olsun yeter. Öğrendiğim değerler benden bunu yapmamı istediği için bu gün yine 'liyakat' diyeceğim ve milli takımla ilgili bir kaç cümle kurduktan sonra bağlantılı olarak kısa bir tarih yolculuğu yapacağım...
Bir ülke düşünün. Bu ülkenin Futbol Milli Takımının yarısı başka ülkelerde işinin ehli hocalar elinde yetişmiş futbolculardan oluşsun. Buraya kadar problem yok. Fakat dışarıda yetişerek Milli Takıma seçilen futbolcu sayısı o ülkenin sınırları dışında yaşayan vatandaş sayısına oranlandığında  ortaya çıkan sayı şaşırtıcı!
Beş milyon gurbetçi içinden Futbol Milli Takımımızın yarısı çıkıyorsa, seksenbes milyon içinden diğer yarısının çıkması sayısal ve oransal anlamda garip bir durum değil mi ?
Bu kadar insan kaynağına rağmen içimizden yetişen Milli Takım seviyesindeki futbolcu sayısı bir elin parmakları kadar. Acı da olsa maalesef gerçek bu. Bana göre bu gerçek liyakatsizliğin bir sonucu. Liyakatsizce atanan hocalar, hatır gönül işi yapılarak belirlenen yöneticiler, menajerlerin milyon dolarları arasını sıkışmış başkanlar; yarattıkları bu ucube eserle ne kadar övünseler az. "Adam kayırma" denildi mi en iyisini biz yapıyoruz alimAllah!  Dünyanın en iyi orta sahalarından biri olarak gösterilen İlkay Gündoğan’ın Alman Milli Takımını seçmesinin sebebi ne olabilir hiç düşündünüz mü? Bence bu sebeple gelmedi ve bundan sonrakiler de gelmeyecek tıpkı önceleri gelmeyen Mesut Özil gibi...
Vahim olan ne biliyor musunuz? 
Bu virüsün -ben adam kayırmacılığa virüs diyorum- sporun her branşına, hatta her katagorisine, unvan fark etmeksizin sızmış oluşu…
Peki, spora sirayet eden bu illet siyasete hiç bulaşmamış mıdır? 
Sanmam. 
Burada bir parantez açmak istiyorum. Ülkenin genel siyasetine girmeyeceğim çünkü mazeretim var. Mazeretimin oluşu bu konuya kayıtsız kaldığım anlamına gelmesin lütfen. İllaki benimde konuya eleştirel gözle bakıp kaleme aldığım ama ancak zamanı gelince çıkartacağım şu an çekmecem de bekleyen nalına vurduğum çok yazı var. Dediğim gibi şimdi değil günü gelince paylaşacağım. Parantezi kapatıp konuya devam ediyorum. 
Adam kayırmacılığın bizim kültürümüze ilk olarak ne zaman uğradığını biraz araştırayım dedim. Karşıma 11.yy'da yaşanmış enteresan bir olay çıktı. Bu olay millet olarak bizim liyakatsizlik ve adam kayırmacılıkta mihenk taşımız olabilir.  
Nizâmülmülk’ü bilirsiniz. Büyük Selçuklu Devlet yönetiminde hayli etkili olmuş; Fars asıllı, Sultan Alp Arslan ve Melikşah dönemlerinde de vezirlik yapmış, "devletin düzeni" anlamına gelen ismiyle bilinen önemli bir siyaset ve devlet adamı. Nizamiye Medreseleri'nin kurucusu. Ürettiği siyaset ve eline geçirdiği gücü kullanarak hizmetinde bulunduğu devleti çağın en büyük gücü haline getirmeyi başarmış ve yaşadığı süre boyunca yaptıklarıyla dünya nizamına yön vermiş birisi…
Onca siyasi, askeri ve ekonomik güç bir kişide toplanırsa elbette o kişi bu gücü bir noktadan sonra kendi çıkarları için kullanır ki, öyle de olmuş. Yazının konusu olan liyakatle ilgili sorunlarda işte bundan sonra başlamış. Nizamülmülk'ün vezir unvanını kullanarak yaptığı liyakatsiz atamalar devletin tıkır tıkır işleyen düzenini bir anda alt üst etmeye başlamış. Selçuklu Devletiyle, devletin kurucu unsuru olan Türkmenler'in arası bu atamalar yüzünden zamanla açılmış. Bizzat kendisinin kurduğu ve sonraları tahsis ettiği yüksek ödeneklerle yükselmesini sağladığı Nizamiye Medreseleri'nde din eğitimi alan, çoğunluğu Türk olmayan insanları; devletin o güne kadar kusursuza yakın uyguladığı atama, görevlendirme ve yükselme esaslarını hiçe sayarak liyakatsizce üst kadrolara atamış. Özellikle orduya yaptığı atamalar çok ses getirmiş. O güne kadar devleti ayakta tutan, ekonomik ve siyasal olarak yükselmesini sağlayan ordunun güçlü yapısı bu atamalardan sonra bozulmuş. Yıllarca terfi bekleyen, bu uğurda savaş meydanlarında gözünü budaktan sakınmayan cesur Türkmen Beyleri; nereden yetiştiğini bilmedikleri, askerlik tecrübesi olmayan, derviş kılıklı bazı adamların üstleri olarak atanmalarına karşı çıkarak yapılan bu atamalara isyan etmiş. Vezir Nizamülmülk’ü aşıp olup bitenlerden bihaber Sultan Melikşah’a çıkmışlar. Durumu anlatıp çözüm bulmasını istemişler. Sultan sorunun kaynağına inip çözümü bulmuş. Vezirine uyguladığı kararların yanlış olduğunu devlet diliyle söylemiş. Fakat bu söyleminin sonu acı bitmiş. Vezir'in, Sultan'a cevabı ve Sultan'ın verdiği karşılık derken içerisinde “divit ile sarığın” geçtiği meşhur atışmaların sonunda ikisi de suikast sonucu öldürülmüş. Her iki ölüm koskoca devleti dağılma noktasına getirmiş ve  sonunda da dayanamayarak Selçuklu Devleti önce çökmüş ve sonra da dağılmış…
Sonu dağılmaya kadar giden sürecin başlangıç noktasının devlete yapılan liyakatsiz atamalar olması hiç şaşırtıcı gelmedi değil mi? 
Peki, bu hatadan ders almış olabilir miyiz?
Tabii ki hayır. 
Sonra kurulan Türk Devletleri'nde de durum pek farklı olmamış. Yine ben yaptım oldu mantığı ve yine hüsranla biten sonlar…
İşte bu yüzden dostlar, yurttaş olarak hiç birimizin “aman ne olacak” deme lüksümüz yok. Liyakatin yaşamın hangi alanında olursa olsun önemli olduğu bilincinde olmak zorundayız. Eğitimde, sporda, iş hayatında… Nerede insan kaynağı yönetimi varsa oradaki ehil insanların önünün açılmasına bir şekilde katkı sağlamalıyız -ulusal milli takımlarda da olsa.- George Herbert’in de dediği gibi "Kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgar kötüdür."
Kalın sağlıcakla…

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • «ÖSYM: Önce Soru Yazabilme Meziyeti» - 06 Temmuz 2026
  • «Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Çilesi» - 09 Ekim 2025
  • «Ahilik Haftası» - 25 Eylül 2025
  • «Futbolun Toplum Üzerindeki Etkisi» - 02 Eylül 2025
  • «Toplumun Aynası» - 25 Ağustos 2025
  • «"Biz Büyük Bir Aileyiz" Yalanı» - 13 Ağustos 2025
  • "Sofralarımızdaki Zehir: Pestisit" - 04 Mayıs 2025
  • «Sınıf penceresine asılan al yıldızlı bayrağın gururu: 23 Nisan» - 24 Nisan 2025
  • «Çeşme» - 06 Nisan 2025
  • "Trafikte saygılı davranan tüm taksicilere selam olsun" - 17 Mart 2025
  • «Schadenfreude: Kötüzevk» - 16 Aralık 2024
  • "Neden bu hale geldik?" - 16 Kasım 2024
  • "Yoksa kayıkçılar kavga mı ediyor?" - 24 Ekim 2024
  • "Geçmişe Özlem Duymak!" - 16 Ekim 2024
  • Trafikteki Motosikletler! - 30 Eylül 2024
  • "Haydi Türkiye! Kulak Verelim Bu Sese!" - 06 Eylül 2024
  • "Yurt Açan Malazgirt'ten Yurt Kurtaran Büyük Taarruz'a" - 26 Ağustos 2024
  • "Tarih kimin haklı olduğunu ileride yazacak!" - 19 Ağustos 2024
  • "İnsanca Yaşamak Nedir?" - 12 Ağustos 2024
  • "Gelecek Kaygısının Eğitim ve Ekonomi Üzerindeki Etkisi" - 05 Ağustos 2024
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Emrah Üçöz
Emrah Üçöz
«ÖSYM: Önce Soru Yazabilme Meziyeti»
Emrullah Zorlu
Emrullah Zorlu
Kûtü'l-Amâre'nin Size Anlatılmayanları?
Mustafa Zihni TUNCA
Mustafa Zihni TUNCA
KARAALİOĞLU MESCİDİ
Av Ömer Emrullah Bozer
Av Ömer Emrullah Bozer
YAŞAMA HAKKI
Hidayet Gültekin
Hidayet Gültekin
SEÇİLMİŞLER VE ATANMIŞLAR 
Çok Okunan Haberler
Denizin en sevilen kahramanına özel doğum günü
Denizin en sevilen kahramanına özel doğum günü
Karısını banyoda ölü buldu
Karısını banyoda ölü buldu
Minik öğrencilerden öğretmenlerine moral ziyareti
Minik öğrencilerden öğretmenlerine moral ziyareti
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.