Yeni haftaya unutulmaya yüz tutulan değer yargılarımızdan birini hatırlatarak başlamak istiyorum.
“Başkalarının hakkına saygı göstermek”
İnsanlar kendi arasında uyum içinde yaşamak zorunda olduğu için toplumsal düzenin temelini saygı oluşturur. Saygı olmazsa toplum düzeni alt üst olur. Her kafadan bir ses çıkar. Davul birinin elinde iken tokmak başkasının eline geçer ki bu da o toplumu güçlünün her zaman haklı çıkacağı bir düzene götürür. Ayrıca başkalarının haklarına saygı duymak, bizim gibi gelenekçi toplumlarda genel görgü kurallarına uygun bir davranıştır.
Mesela herkesin farklı dinî inançları olabilir. Bize bu konuda hoşgörülü olmak ve saygı göstermek düşer. İş yerinde çalışma arkadaşlarımızın, astlarımızın üstlerimizin hakkına saygı gösterip işbirliği ve uyumun sağlıklı bir çalışma ortamının anahtarı olduğunu kanıtlayabiliriz.
Ya datrafikte saygıyı,
Okulda saygıyı,
Tatilde saygıyı,
Ve
Yaşamın her alanında saygıyı yaşam felsefesi haline getirerek kendinize saygı duyulan bir birey olabiliriz.
Bu bizim elimizde.
Toplum olarak ihtiyacımız olan en temel duygunun “saygı” olduğu sanırım herkesin hemfikir olduğu nokta olsa gerek.
“Haziran’da Ölmek”
“Seni düşünmek;
Güzel şey,
Ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…”
Dizelerinin sahibi, sosyal adalet, özgürlük ve işçi sınıfının mücadelesini öne çıkaranşiirleri, romanları ve denemeleriyle takdir edilmiş; çalışmaları ve siyasi faaliyetleri nedeniyle de hapis ve sürgün dönemlerinde yaşamak zorunda kalmış; mavi gözlü şair, romancı ve yazar büyük usta Nazım Hikmet’i 61.ölüm yıldönümünde kendine özgü satırlarıyla anıyorum.
“Bir de ekmeği son lokmasına dek yemeyi
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.”
Ağız dolusu gülmeyi unutmamak ümidiyle…
“Zor oldu ama oldu!”
Filenin sultanları ABD’yi, orada yenerek bir kez daha tarih yazdı. Yanılmıyorsam ABD’ye üstünlük sağladığımız tek alan kadın voleybolu.
O yüzden;
İnanılmaz inancın zaferi dolayısıyla
Helal olsun Cumhuriyet Kadınlarına…





