• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
16:36
Kemer'de lavanta turizmi başlıyor
15:56
Sürücülere kahve ikramı
15:36
Vertigo hastalığını yoga yaparak dengeledi
15:36
Göz hastalıkları tedavisinde ileri teknoloji lazer dönemi
14:36
Göksu Mahallesi'ne Aile Sağlığı Merkezi
14:36
Kanalizasyona düşen kedi kurtarıldı
14:32
Antalya Doğal Yaşam Parkı'nda tam donanımlı klinik hizmeti
14:24
Manda sayısı azaldı
14:24
CW Enerji, yerli ve milli üretim gücünü dünyaya tanıttı
14:12
Beton mikseri devrildi: 2 yaralı
11:00
Dere: Turizm otele sıkışırsa, bereket esnafa ulaşmaz
11:00
Sünnet Şöleni'ne başvurular 24 Temmuz'a kadar devam edecek
10:56
Bir haftada aranan 46 kişi yakalandı, 13'ü tutuklandı
10:52
Tarımın geleceği su, toprak ve iklim dengesine bağlı
10:12
Jandarmadan gümrük kaçağı ürün operasyonu
10:12
Alacak borç tartışmasında bıçaklandı hastanede kurtarılamadı
09:36
Tarlalar yangında kül oldu
09:28
Kırkpınar'ın Başpehlivanı Antalya Büyükşehir sporcusu Erkan Taş
09:28
Evin duvarı müştemilatın üzerine göçtü
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Emrah Üçöz
  3. "İnsanlar Böyledir"
Yayınlanma: 30 Nisan 2024 - 16:50

"İnsanlar Böyledir"

30 Nisan 2024 - 16:50
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Emrah Üçöz
Emrah Üçöz

“...Kaçmalarına imkân verecek yolları ve dağ geçitlerini tutarak kapattık. Hemen yok etme işine giriştik. Birliklerimiz birbiri ardına köyleri kuşatıyorlardı. Topçu ateşi ile izbe köy evleri taş ve toprak yığınları haline getiriliyor ve köylüler köyde barınamaz bir hale gelip köy dışındaki kırlara kaçmaya başlayınca da tüfek mermileri ve süngülerle işlerini tamamlıyorduk. Hiç şüphesiz ki bazıları kaçabildiler. Bunlar ya dağlarda kendilerine sığınacak bir yer bulabildiler veyahut da sınırı aşıp kaçtılar. Geri kalanlar ise tamamen öldürüldü. Böylece Nahcivan’dan Ahılkelek’e kadar olan bütün sınır bölgesi, Ağrı Dağı’nın eteğindeki sıcak ovalardan kuzeydeki soğuk dağ yaylalarına kadar her yer, yerle bir edilmiş Türk köylerinin dilsiz kalmış harabeleriyle doldu. Şimdi bu köylerde, buralarda kalmış insanların kemiklerini bulmak için giren kurt ve çakalların ulumalarından başka bir ses duyulmaz…”

Sevgili dostlarım, okuduğunuz bu satırlar OhanesApresyan isimli Ermeni bir yazarın 1928 yılında ABD Indianapolis’te yayınlanan “İnsanlar Böyledir” isimli kitabından alıntıdır. Ermenistan ordusunda subaylık yapmışolan yazar,görevli olduğu dönemde Ermeni katliamlarını bizzat yönetmiş birisi. Savaş bitince kabuğuna çekilip anılarını kaleme almış ve okunması zor gelen bu satırları dile getirmiş.Kars çevresinde yaşananları ise şöyle anlatıyor:“Kısa bir süre önce geceleyin bir Türk Köyü olan bir harabenin yanından geçiyordum. Yıkılmış evlerin birinin önünde bir ateş yakılmıştı. Ateşe doğru yürüdüm. Ateşin etrafında bir gurup Ermeni askeri oturuyorlardı. Aralarında da henüz çocuk denecek yaşta iki Türk kızı vardı. Kızlar yere çömelmiş ve ara sıra gelen hıçkırıklarla sessiz sessiz ağlıyorlardı. Kırılmış ev eşyaları ve Türk köy evlerinin diğer malzemesi etrafa saçılmıştı. Keza orada burada ölülerde yerde yatıyorlardı. Kızları kurtarmak için maalesef geç kalmıştım. Fakat bu zavallılara elimden gelen yardımı yapmak istedim. Kendi lisanları ile hitap ederek artık korkmamalarını söyledim. Benden kendilerine bir zarar gelmeyeceğini, sadece kendilerine yardım etmek istediğimi anladıkları zaman, ıstırapları gene boşalarak acıklı şekilde hüngür hüngür ağladılar. Askerlerden korku ve dehşete kapılmışlardı ve onların yanında bulundukça kızları teselli etmeğe imkân yoktu. Kızları yanıma alarak oradan uzaklaştım ve zaferlerinin kendilerine sağladığı nimeti ellerinden aldığımı zanneden askerleri de çirkin bir ruh haleti içinde bıraktım. Bir iki kilometre ötede gene aynı akıbete uğramış diğer bir Türk köyüne geldik. Karanlık basmıştı ve geceyi orada geçirmeye karar vermiştim. Yanımdaki yiyeceği Türk kızları ile paylaşıp harap olmuş köyde biri kendim, diğeri de kızlar için ayrı ayrı barınacak birer yer buldum. Az sonra uyumuştum. Gece yarısı devamlı bir şekilde ağlayan bir çocuk sesi ile uyandım. Ay ışığı hayal meyal etrafı görmemi sağladı ve bana burada cereyan etmiş olan diğer bir facianın bütün ayrıntılarını gösterdi. Ağlayan çocuğun sesini rehber alarak görünüşünden bir Türk ailesinin evi olduğu anlaşılan bir ev yıkıntısının avlusuna geldim. Avlunun köşesinde ölü bir kadın yatıyordu. Gırtlağı kesilmişti. Kadının üstünde bir yaşında kadar bir kız çocuğu duruyor ve ölü kadının memesinden süt emmeğe çalışıyordu. Çocuğu kucağıma alıp cebimde kalmış olan ekmek parçasını su ile ıslatıp doyurabildiğim kadar çocuğu doyurmaya çalıştım. Sonra da çocuğu o gece bakmaları için iki Türk kızının yanına bıraktım. Ertesi günü bir fırsat çıkmasından faydalanarak bu üç talihsiz çocuğu Kars’taki Amerikan yetimhanesinde yetiştirilmek direktifi ile Kars’a yolladım. Türk köyleri bu şekilde temizlendikten sonra ben de tekrar Kars’taki eski alayıma katıldım...”

Her yıl Nisan ayında soykırım tantanası başlasa da ne hikmetse karşı tarafta olan ve vicdan muhasebesi yapanların anlatımları hiç dillendirilmez. Onların ne dediğinin hiç ama hiç önemi yoktur lobiler için. Oysa yukarıda yazılanları yaşamak zorunda kalmış bir milletin soykırımcı olma ihtimali var mı Allah aşkına? ABD başkanı “Soykırım” dedi diye soykırımcımı olmuş oluyoruz.Ben kabul etmiyorum birader. Hatta isyan ediyorum!Yaşanan onca zulmü okuyup, Kazım Karabekir Paşa’nın 1920’de yazdığı raporu bilip, resmedilen yüzlerce fotoğraftan haberdar olup, bire bir zulmü yaşamış yurttaşın anlatılarını dinledikten sonra birde üstüne “soykırımcı” olarak itham edilince isyan etmemek ne mümkün!

Bizden vesikamı istiyorsunuz? Açın Kazım Karabekir Paşa’nın Kars muhabereleri sonunda yazdığı rapora bir bakın; Türk Tarih Kurumunun arşivinde duruyor. Rapor rapor değil; adeta ağıt, dram, acı, gözyaşı…

Tüm somut bu gerçekler arşivlerde duracak ve sen çıkıp bu necip milleti ‘soykırımcı’olarak anacaksın öyle mi! Bu amiyane tabirle; ahlaksızlıktır.

Bizde de kabahat yok değil. Yeni nesilleri konunun dışında bıraktık ya da özellikle bıraktırıldık sanki. Bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu şu dönemde dahi soykırımla ilgili hiçbir fikri olmayan binlerce Türk gencinin yetişmesine aslında bizler vesile olduğumuz gibi yaşanan trajedileri karşı taraf gibi tantanalı bir halde dillendirmeyi beceremedik. Kimse kafasını kuma gömmesin topyekûn hepimiz kabahatliyiz. Haklı olmamıza rağmen sesimiz nedendir bilmiyorum; cılız çıkıyor. Ve böyle gider ve önlem alınmazsa uluslararası alanda resmi olarak soykırımcı olmamız içten bile değil.

Peki,bundan sonra ne yapılabilir?

Naçizane önerim: Tarihçilerden oluşacak ‘düşünce kurulunun’ analizlerini doğrultusunda politikalar üretilebilir. Tarihe not düşmüş ne kadar belge, bilgi ve tanık anlatımları varsa bunları harmanlayıp Ermeni çetelerinin halkımıza yaşattığı trajediler senaryo haline getirilip uluslararası alanda gösterime girebilecek filmlere konu edebiliriz. Öyküler yazarak gelecek nesillere aktarabiliriz. (Adana civarında yaşananlara dair ben bir tane yazmıştım. Kısa zamanda kitaplaştıracağım.) Yaşanan dramları romansı dille gelecek kuşaklara aktarabiliriz. Seçkin üniversitelerde tarihçilerimiz konferanslar verebilir...

Tüm bunları yapabilmek kolay değil biliyorum. Devletimizin mutlaka elini taşın altına sokması gerekiyor. Ciddi bütçeler gerektirdiğinin farkındayım. Ama ne olursa olsun bu mesele çocuklarımızın geleceği için ekmek gibi su gibi önemli bir sorun. Bütçe ise bütçe, para ise para, gönül ise gönül. Kısacası ne gerekiyorsa onu yapmalıyız; yoksa ‘soykırım yalanına’ inanıp bu yalanı kabul etmek zorunda bırakılan ülkeleri geriden izlemekle yetinir, cılız kınamalarla bir yere varamayacağımızın farkına ancak iş işten geçtikten sonra varırız.

Benden söylemesi!

Gelecek hafta görüşmek ümidiyle hoşça ve dostçakalın.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • «ÖSYM: Önce Soru Yazabilme Meziyeti» - 06 Temmuz 2026
  • «Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Çilesi» - 09 Ekim 2025
  • «Ahilik Haftası» - 25 Eylül 2025
  • «Futbolun Toplum Üzerindeki Etkisi» - 02 Eylül 2025
  • «Toplumun Aynası» - 25 Ağustos 2025
  • «"Biz Büyük Bir Aileyiz" Yalanı» - 13 Ağustos 2025
  • "Sofralarımızdaki Zehir: Pestisit" - 04 Mayıs 2025
  • «Sınıf penceresine asılan al yıldızlı bayrağın gururu: 23 Nisan» - 24 Nisan 2025
  • «Çeşme» - 06 Nisan 2025
  • "Trafikte saygılı davranan tüm taksicilere selam olsun" - 17 Mart 2025
  • «Schadenfreude: Kötüzevk» - 16 Aralık 2024
  • "Neden bu hale geldik?" - 16 Kasım 2024
  • "Yoksa kayıkçılar kavga mı ediyor?" - 24 Ekim 2024
  • "Geçmişe Özlem Duymak!" - 16 Ekim 2024
  • Trafikteki Motosikletler! - 30 Eylül 2024
  • "Haydi Türkiye! Kulak Verelim Bu Sese!" - 06 Eylül 2024
  • "Yurt Açan Malazgirt'ten Yurt Kurtaran Büyük Taarruz'a" - 26 Ağustos 2024
  • "Tarih kimin haklı olduğunu ileride yazacak!" - 19 Ağustos 2024
  • "İnsanca Yaşamak Nedir?" - 12 Ağustos 2024
  • "Gelecek Kaygısının Eğitim ve Ekonomi Üzerindeki Etkisi" - 05 Ağustos 2024
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Emrah Üçöz
Emrah Üçöz
«ÖSYM: Önce Soru Yazabilme Meziyeti»
Emrullah Zorlu
Emrullah Zorlu
Kûtü'l-Amâre'nin Size Anlatılmayanları?
Mustafa Zihni TUNCA
Mustafa Zihni TUNCA
KARAALİOĞLU MESCİDİ
Av Ömer Emrullah Bozer
Av Ömer Emrullah Bozer
YAŞAMA HAKKI
Hidayet Gültekin
Hidayet Gültekin
SEÇİLMİŞLER VE ATANMIŞLAR 
Çok Okunan Haberler
Denizin en sevilen kahramanına özel doğum günü
Denizin en sevilen kahramanına özel doğum günü
Karısını banyoda ölü buldu
Karısını banyoda ölü buldu
Minik öğrencilerden öğretmenlerine moral ziyareti
Minik öğrencilerden öğretmenlerine moral ziyareti
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.