Merhaba kıymetli dostlarım,
Kısa bir tarih yolculuğuna ne dersiniz? Gelin bu hafta hep birlikte 13. yüzyıl ortalarına, Anadolu’da Selçuklu Hükümranlığı'nın sürdüğü, devletin resmi dilinin Farsça halkın ise öz dilleri olan Türkçe’yi kullandığı amiyane tabirle devletin milleti, milletin ise devleti anlamadığı, birbirinin vazgeçilmezi devlet ile millet arasındaki kopuşun dil üzerinden başladığı karanlık yıllara gidiverelim. Bir yanda Acem hayranı devlet adamları diğer yanda ise Türkmenler. Çekiştirirler devleti bir o tarafa bir bu tarafa. Muazzam bir hırsla taht kavgasına tutuşurlar. İki tarafında kendini haklı gördüğü kavganın ana unsuru aslında dildir. Sarayın dili ile halkın dili arasındaki makas her geçen gün açılır ve sonunda devletin dağılması sonucuna kadar varacaktır.
Moğol baskınlarıyla başlayan toplumsal yozlaşmaya Tatar Noyanları'nın kültüre ve dile vurduğu darbe de eklenince o güne kadar bir arada yaşamaya başarmış olan Türkmen halk darmadağın olur. Menfi bu duruma karşı çıkma amaçlı cılız Türkmen isyanları, kazanım elde etmeye yetmediği gibi zayıf devlet idaresi tarafından güçlü Moğol yardımlarıyla kanlı bastırılmıştır.
Anlayacağınız o dönemde Anadolu kıpır kıpır kaynıyordur. Toroslar'da yaşayan Türkmenler söyleyeceğini henüz söylememiştir. Ölümü dahi göze alarak Acem yanlısı, Moğol’un desteğini almış devlet erkânına hiçbir zaman biat etmediler. Dış destekle tahta oturmuş Selçuk sultanlarına hep direndiler. Amaçları, ana dillerine sahip çıkmaktır. Bu uğurda çok bedel ödediklerini tarihin tozlu sayfalarından okuyabilirsiniz. Halkın dili uğruna yaptığı direniş öyle eften püften değildi. Sultan değiştirecek kadar etkili oldukları biliyoruz.
Hepimizin Karaman oğlu Mehmet Bey diye bildiği, Türkmen boyundan gelme, Karamanoğulları Beyliği'nin kurucusu, Afşar lider Kerimüddin Karaman Bey’in büyük oğlu Mehmet Bey işte o dönem çıkar tarih sahnesine. Amacı dil birliğini sağlamaktır. Türkmenler'i bir arada tutabilmenin önündeki engelin yabancı dillerin esareti altında kalmış ana dilini kurtarmak olduğunu bilir ve bu uğurda çok mücadele verir. Son olarak Konya’yı ele geçirdikten sonra Selçuklu tahtına Sultan II. İzettin Keykavus’un oğlu Gıyasettin Siyavuş’u çıkartır. Ona biat eder ve veziri olur. İlk icraat olarak devlet erkânını dize getirir ve Acem yanlısı devlet görevlilerinin bir kısmını sürgüne gönderirken bir kısmını idam ettirir. Tarihler 12 Mayıs 1277’yi göstermektedir. Bir gün sonra o çok bilinen dil fermanını yayınlattırır. “Şimdengeru, divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden gayri dil kullanılmaya uymayanların boynu vurula…”
O günden sonra Türkçe artık hürriyetine kavuşmuş ve devletin resmi dili olmuştur. Ara ara saldırılara maruz kalsa da bu güne kadar varlığını koruyabilmiş umarım bundan sonra da korur. Yabancı dillere olan özenti ve bu özenti üzerine gündem olan haberlere üzülmüyor değiliz. Türkçe'nin devlet dili olarak kabulünün yıldönümlerinde 13 Mayıs Günü'nü Türk Dil Bayramı olarak kutladığımız günlerde dil birliğinin önemi kavrayabilmiş bütün dostlara iyi haftalar dilerim.
Kalın sağlıcakla...





