Sene 1776. Fakat hikâye daha evvelden başlar. 1763’te Yedi Yıl Savaşı bittiğinde Britanya hazinesi boştu. Londra, borcun bir kısmını Amerika’daki on üç koloniye yüklemek istedi. 1765 Damga Yasası ile vergiler arttı. Koloniler temsil edilmedikleri bir parlamentonun vergi koymasına itiraz etti. 1770’te Boston’da askerlerle halk karşı karşıya geldi ilk kan dökme burada başladı. 1773’te Boston Tea Party denilen hadise yaşandı. Koloniciler İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin çaylarını denize döktü. 1774’te “Dayanılmaz Yasalar” ile baskı daha da sertleşti. 1775’te Lexington ve Concord’da ilk silahlı çatışmalar çıktı. Artık ayrılık kaçınılmazdı.
4 Temmuz 1776’da kabul edilen Amerika Birleşik Devletleri Bağımsızlık Bildirgesi yani United States Declaration of Independence, bu kopuşun gerekçesini ilan etti. Metnin ana kalemi Thomas Jefferson’dı. Metin, İngiltere Kralı George III’ü zorbalıkla suçladı. En dikkat çekici cümle şuydu: “Bütün insanlar eşit yaratılmıştır.” Ardından şu ilke geldi: “Hükümetler adil yetkilerini yönetilenlerin rızasından alır.” Bu, krallığın ilahi hak iddiasına karşı halk egemenliğini savunan açık bir meydan okumaydı.
Savaş sürdü. 1777 Saratoga zaferi Fransa’nın desteğini getirdi. 1781 Yorktown’da İngiliz ordusu teslim oldu. 1783 Paris Antlaşması ile Britanya yeni devleti tanıdı. 1787’de Anayasa yazıldı. 1791’de Haklar Bildirgesi kabul edildi. Kuruluş anlatısı şudur: Bir imparatorluğun baskısına karşı özgürlük ve hukuk devleti.
Bugüne geldiğimizde tablo değişmiştir. ABD 20. yüzyılda küresel bir güç haline geldi. 1948’den beri İsrail ile yakın stratejik ilişki içindedir. 1967 ve 1973 savaşlarında destek verdi. 2018’de Kudüs’te büyükelçilik açtı. 2018’de İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekildi. İran’a ağır yaptırımlar uyguladı. Bölgeye askeri unsurlar sevk etti. İsrail’in Gazze ve Lübnan hattındaki operasyonlarına siyasi ve askeri destek sağladı. İran hedeflerine yönelik baskı ve saldırı politikası sürdü.
Burada tarih bir karşılaştırma yapar. 1776’da yazılan metin kolonyal müdahaleye karşıydı. 21. yüzyılda ABD askeri üsleri ve yaptırım rejimleriyle küresel bir düzen kurma iddiası taşımaktadır. Bildirge eşitlik ve rıza ilkesi üzerine inşa edildi. Güncel siyaset güvenlik ve çıkar dengesi üzerine kurulu. Devletler büyüdükçe kurucu metinleriyle aralarındaki mesafe açılabilir. Metin 1776’da halkın egemenliğini savundu. Soru bugün hâlâ geçerlidir: Güç arttıkça ilkeler korunabilir mi?
Devletler büyür. Sözler küçülür. Ama o cümle hâlâ orada duruyor. “Bütün insanlar eşit yaratılmıştır.” Tarih, o cümleyi bir terazinin kefesine koyar. Diğer kefeye tankları, üsleri, ittifakları yerleştirir.
Sonra bekler...





