Devletsiz olmaz. Allah devletimize zeval vermesin, yokluğunu da göstermesin. Bunu söylerken en küçük bir tereddüdüm yok.
Fakat devlet dediğimiz şey sadece binalardan, yönetmeliklerden ve mevzuatlardan ibaret de değildir. Devlet dediğimiz yapı, vatandaşına dokunabildiği, derdiyle dertlenebildiği ölçüde devlettir. Aksi hâlde geriye soğuk bir bürokrasi kalır.
Geçtiğimiz günlerde bir devlet dairesinde takip ettiğim önemli bir iş vardı. İlgili memur, hakkını teslim edeyim, elinden geldiğince yardımcı oluyordu. İşlemler çeşitli sebeplerle uzadı. Cuma günü yine tamamlayamadık.
Pazartesi sabahı erkenden gittim.
Öğrendim ki memur üç haftalık izne ayrılmış.
İzin kullanmasına elbette kimsenin söyleyecek sözü olamaz. Dinlenmek de haktır, tatil yapmak da. Benim itirazım izne değil; habersizliğe, sahipsiz bırakılan dosyalara ve "nasıl olsa bir şekilde yürür" anlayışına.
Çünkü yürümüyor.
O dosya olduğu yerde kaldı. İşim gecikti. Ben de zarar gördüm.
İnsan ister istemez düşünüyor: Bir telefon açmak, bir cümle kurmak, "Ben izne çıkıyorum, şu arkadaş ilgilenecek." demek gerçekten bu kadar mı zordu?
Belki mevzuat bunu zorunlu kılmıyor.
Ama vicdan zorluyor.
İşte tam da burada kanunla insanlık arasındaki ince çizgi ortaya çıkıyor. Her kanuni davranış, insani olmayabiliyor. Bazen hiçbir mevzuat maddesi ihlal edilmez ama vatandaşın güveni, emeği ve zamanı zedelenir.
Bugün birçok vatandaşın devlete yönelik serzenişi aslında kanunlardan değil, muameleden kaynaklanıyor. İnsanlar biraz anlayış, biraz iletişim ve biraz da sorumluluk bekliyor. Oysa çoğu zaman karşılarına çıkan şey, "Sistem böyle." cümlesi oluyor.
Oysa sistem, insan için vardır.
Devleti güçlü yapan sadece kanunları değildir. Güçlü devlet; vatandaşını bekleten değil, vatandaşını düşünen devlettir. Vatandaşını kapıda bırakan değil, işini sahiplenen devlettir. Çünkü devletin itibarı yalnızca çıkardığı kanunlarla değil, vatandaşına hissettirdiği adalet ve merhametle de ölçülür.
Belki bu yaşadığım olay tek başına küçük bir hadise olarak görülebilir. Ama eminim ki benzer mağduriyetleri yaşayan binlerce insan vardır.
Bazen bir cümlelik bilgilendirme, günlerce sürecek mağduriyetleri önler.
Bazen küçük görülen bir nezaket, devlete duyulan güveni büyütür.
Ve bazen mesele sadece kanun değildir.
Mesele, insanı unutmamaktır.











