İKLİM KANUNU VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE YENİ YOL HARİTASI

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB), 23 Temmuz 2025 tarihinde Türkiye'nin sanayi, çevre ve toplumsal dönüşüm süreçlerine yön verecek önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.

CilabTeam iş birliğiyle düzenlenen “Üçüz Dönüşüm ve İklim Kanunu: Riskler ve Fırsatlar” başlıklı zirve, dijital, yeşil ve sosyal dönüşümün bir arada ele alındığı öncü platformlardan biri olarak dikkat çekti.

İki oturum halinde gerçekleştirilen zirvede, kamu ve özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve sürdürülebilirlik liderleri bir araya geldi. Toplantının ilk bölümünde dijitalleşme, yeşil teknolojiler ve sosyal yenilikleri kapsayan üçüz dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkileri ele alındı. Zirvede konuşan Prof. Dr. İbrahim Attila Acar, bu dönüşümün yalnızca çevresel değil, ekonomik büyümeyi destekleyen stratejik bir hamle olduğunu vurguladı. Acar’a göre Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşması, Ar-Ge yatırımları, yapay zekâ ve otomasyonun yeşil teknolojilerle entegrasyonuna bağlı.

Mali destekler konusundaki sunumunda Murat Talu, Avrupa Merkez Bankası ve Dünya Bankası gibi kurumların sağladığı düşük faizli yeşil fonların Türkiye açısından büyük bir fırsat sunduğuna işaret etti. İzmir’in sıfır karbon şehir hedefi doğrultusunda bu fonlarla altyapı projelerinin hız kazanabileceğini belirtti. Yerel yönetimlerin bu süreçte etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Talu, İzmir’in dönüşüm için pilot bölge olabileceğini söyledi.

Zirvede sadece stratejik planlamalar değil, inovasyon temelli pratik çözümler de gündeme geldi. Dr. Altan Koltan, geliştirdiği çevre dostu ve patentli ürünlerle dikkat çekti. İş güvenliği ve çevresel faydayı buluşturan çöp toplayan insansız deniz aracı gibi örnekler, eko-sosyal inovasyonun sadece fikir aşamasında kalmadığını, sahada da karşılık bulduğunu gösterdi.

CilabTeam’den Doç. Dr. Kadir Bektaş ise İklim Kanunu ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi yeni düzenlemelerin sanayiyi nasıl dönüştüreceğini aktardı. Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM) ile karbon sızıntısının önleneceğini, bu sistemin yerli üretimi destekleyerek Türkiye’yi küresel rekabette avantajlı konuma taşıyabileceğini söyledi. Ayrıca elde edilecek gelirlerin yeniden dönüşüm yatırımlarında kullanılacağını ifade etti.

İkinci oturumda ise dönüşüm süreçlerine erken dahil olmuş büyük firmaların deneyimleri paylaşıldı. Moderatörlüğünü Dr. Fulya Şenbağcı Özer’in üstlendiği oturumda Norm Holding, SOCAR Türkiye ve İnci Holding temsilcileri, sürdürülebilirlik uygulamalarını kamuoyuyla paylaştı.

Norm Holding, 2024 yılında karbon ayak izini %15 azaltarak ve yenilenebilir enerji kullanımını %30 oranında artırarak dikkat çekici bir başarıya imza attı. Şirketin sıfır atık politikası kapsamında geri dönüşüm oranı %50’ye yükseltildi.

SOCAR Türkiye ise petrokimya sektöründe yeşil dönüşüm için biyoplastik üretimine yatırım yaptı. Şirketin 2025 hedefleri arasında karbon emisyonlarını %20 azaltmak ve üretim süreçlerinde dijitalleşmeyi artırmak yer alıyor.

İnci Holding ise batarya üretiminde geri dönüşüm oranını %70’e çıkararak karbon nötr hedefi koydu. Dijital ikiz teknolojisi ve yeşil lojistik uygulamalarıyla süreçlerini sürdürülebilirlik ilkelerine uygun hâle getiren şirket, kadın istihdamını artırarak sosyal dönüşüme de katkı sundu.

Zirvede yapılan değerlendirmeler sonucunda, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda üçüz dönüşüm sürecini hızlandırması gerektiği sonucuna varıldı. Bu süreçte kamu-özel sektör iş birliği, yerel yönetimlerin altyapı yatırımları, eğitim kurumlarının müfredat değişiklikleri ve inovasyon odaklı stratejiler hayati önem taşıyor.

CilabTeam, zirve sonunda yayımladığı sonuç bildirgesinde, yeşil İK uygulamaları, döngüsel ekonomi kültürü ve sosyo-kültürel dönüşüm gibi başlıkların gelecekte sürdürülebilirlik politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, İklim Kanunu ve ETS uygulamaları için pilot bölgelerin belirlenmesi ve toplumun her kesiminde farkındalık yaratacak bilgilendirme kampanyalarının hayata geçirilmesi önerildi.

Zirve, yalnızca Türkiye için değil, küresel iklim hedeflerine uyum açısından da örnek teşkil eden bir platforma dönüştü. Katılımcılar, sürdürülebilir bir geleceğin ancak iş birliği, yenilikçilik ve kararlılıkla mümkün olabileceğini belirtti.